CHP’den Coşkulu Kurtuluş ve Kuruluş Kutlaması - Yücel’den O İsme Sert Cevap "Laiklik Nedir Sen Bilir misin?  
09.09.2021
649
Yazı Boyutu: A- A+

 

CHP İZMİR’DEN ÇİFTE BAYRAMA COŞKULU KUTLAMA.

Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Başkanlığı tarafından, İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşunun 99’uncu, Cumhuriyet Halk Partisinin kuruluşunun 98’inci yıl dönümleri için organize edilen kutlama programı, İzmir Cumhuriyet meydanında yapıldı.

Çalınan marşların ve yapılan konuşmaların eşliğinde coşkuyla gerçekleştiren tören, CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, CHP İzmir Milletvekilleri Mahir Polat, Sevda Erdan Kılıç, Kani Beko, Atila Sertel, Bedri Serter, Özcan Purçu ve Tacettin Bayır, CHP İlçe Örgüt Başkanları, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Özuslu, CHP’li İlçe Belediye Başkanları, CHP Kadın Kolları MYK üyeleri, CHP Kadın Kolları İl ve İlçe Başkanları, CHP İl Gençlik Kolları İl Başkanı ve ilçe başkanları, İl ve İlçe Yönetim Kurulu üyeleri, Meclis üyeleri  ve İzmirlilerinde katılımıyla gerçekleştirildi.

CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, Kadın Kolları İl Başkanı Nurdan Şenkal Uçar ve Gençlik Kolları Başkanı Burak Kotan’ın Atatürk anıtına gerçekleştirdikleri çelenk sunumunun ardından, saygı duruşu ve istiklal marşının okunmasıyla başlayan kutlama programında, ilk konuşmayı CHP il başkanı Yücel yaptı.

Yücel konuşmasına, 9 Eylül’de çifte bayramla, İzmir’in kurtuluşunun ve CHP’nin kuruluşunun coşkusunu bir arada yaşadıklarını ifade ederken, Laiklik ile ilgili tepki çeken açıklamaları sebebiyle, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a ve Voleybol Kadın Milli Takımı Filenin Sultanlarının İzmir Marşı söylediği anları sansürleyen TRT’ye sert tepki gösterdi. Yücel konuşmasında şunları söyledi;

Bugün mutlu ve kutlu bir gün yaşıyoruz. Bugün çifte mutluluk yaşıyoruz. Dünya siyasi tarihinde, savaş cephelerinde kurulmuş tek siyasi parti olan, köklerini Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinden alan, Cumhuriyet Halk Partimizin 98. kuruluş yıldönümünde, Yine tarihte bir milletin kurtuluş mücadelesini başlatan ve bitiren tek kent olan İzmir’imizin, düşman işgalinden kurtarılışının 99. yılında, başta Büyük Devrimci Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, tüm şehitlerimizi ve ebediyete intikal etmiş gazilerimizi rahmetle, minnetle ve şükranla anıyorum. 15 Mayıs 1919’da Konak Meydanı’nda Gazeteci Hasan Tahsin’in ilk kurşunu atmasıyla başlayan ulusal direnişimiz, yine Konak Meydanı’nda Yüzbaşı Şerafettin’in bayrağımızı vilayet gönderine çekmesiyle sonuçlanmıştır.

İZMİR HİÇ BİR KİRLİ AYAĞIN ÜZERİNE BASAMAYACAĞI KUTSAL TOPRAKTIR

Türk Milletinin özgürlüğüne ve bağımsızlığına düşkün yapısı sonucu Anadolu ve Rumeli Müdafa – i Hukuk Cemiyetleri ve Kuvayi milliye hareketiyle başlayan milli mücadele, düzenli orduya geçilmesiyle 1. İnönü ve 2. İnönü zaferleri, Kütahya – Eskişehir muharebeleri, ardından Sakarya meydan muharebesi ve sonrasında 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan muharebesiyle zaferle taçlanmış, 9 Eylül’de İzmir’e girilmesi ve Yunan Askerinin denize dökülmesiyle ulusal bağımsızlık savaşımız cephede kesin bir şekilde sonuçlanmıştır. Ve artık İzmir, hiçbir kirli ayağın üzerine basamayacağı kutsal bir topraktır!   Bundan sonra en yakın kurmayları ve arkadaşları İstanbul’a girip İstanbul’u ve Trakya’yı savaşarak almak için Mustafa Kemal’e ikna etmeye çalışmışlarsa da, işgal kuvvetlerinin muzaffer Türk ordusuyla çarpışmaya cesaret edemeyeceğini bilen Mustafa Kemal, kalan vatan topraklarını diplomasi ve siyasi zekâsıyla alma yolunu tercih etmiştir. İşte böyle kıymetli, böyle eşsiz bir mücadele ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuştur. Tarihin yazıldığı ilk günlerden beri Hititler’den, İonlar’a, Lidyalılar, Perslere, Helen uygarlığına, Roma’ya, Bizansa ve Osmanlılara kadar çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan İzmir, bulunduğu coğrafyada her zaman öncü hoşgörünün, barışın ve özgürlüğün sembolü olmuştur.

 İZMİR’E ŞAŞI BAKMALARININ SEBEBİ…

Yüz yıllarca Ermenilerin, Rumların, Musevilerin, Hıristiyanların ve Müslümanların huzur ve barış içerisinde yaşadığı İzmir’in tarihi ve kültürel zenginliği, insanının dünyaya aydın ve medeni bakışı, demokrasiye bağlılığı dönem dönem hep birilerini rahatsız etmiştir.  Ancak bunu en çok son dönemde hissediyoruz. İzmir’e hizmet getirmemek, İzmir’e yatırım yapmamak, İzmir’in bu ülkeye yaptığı katkıyı yok saymak uzun yıllardır merkezi hükümetin İzmir’i cezalandırma yöntemi olmuştur.  Aslında bu tavrın sebebini biz çok iyi biliyoruz. İzmir’e şaşı bakmalarının, akılları sıra İzmir’i cezalandırdıklarını zannetmelerinin en büyük sebebi, İzmir’in Mustafa Kemal Atatürk’ten, Cumhuriyet’ten ve Cumhuriyet değerlerinden taviz vermeyen dik duruşudur.

Bakın! bir süredir Cumhuriyet ve Cumhuriyet değerlerine yapılan saldırılar artmış durumda. Bu yeni bir şey değil, milli mücadeleden tutun da Cumhuriyet’in ilk yıllarından başlayan ve günümüze kadar, Cumhuriyet ve Cumhuriyet Değerleriyle, Atatürk İlke ve Devrimleriyle hesaplaşmak isteyen yapılar olmuştur. Bunlar dönem dönem devletin kurumlarına sızmış, Devleti ele geçirmeye çalışmış, Hatta fırsatını bulduklarında darbe yapmaya çalışmışlardır. Milli mücadele döneminde, dönemin Şeyhülislamı Dürrizade Abdullah Efendi, Mustafa Kemal ve Kuvayi Milliyecilerin öldürülmelerinin günah sayılmayıp, caiz ve vazife sayıldığı konusunda fetva verirken,

Gerçek bir vatansever olan Ankara Müftüsü Rıfat BÖREKÇİ karşı fetva vermiş ancak milli mücadeleyi desteklediği için idama mahküm edilmiştir. Şuraya geleceğim, din adamlığı ayrı bir şeydir. Vatanseverlik, dürüstlük, namus ve ahlak ayrı bir şeydir. Geçtiğimiz günlerde Adli yıl açılışı Anayasa’ya ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin devlet geleneklerine aykırı bir şekilde Diyanet İşleri Başkanının katılımıyla gerçekleşmiştir. Anayasamızın 2. Maddesi derki “Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.” Peki nedir laiklik; En basit tanımıyla din işlerinin devlet işlerine etki etmemesi, ettirilmemesidir. Devletin tüm dinlere, inançlara hatta inançsızlığa dahi eşit mesafede durmasıdır. İnsanların özgür ve güvenli bir şekilde inançlarını ve ibadetlerini yerine getirmelerini devletin teminat alması demektir.

ALİ ERBAŞ’A TEPKİ! SEN LAİKLİK NEDİR BİLİYOR MUSUN?

Evet adli yıl açılışı, Anayasaya aykırı bir şekilde Diyanet işleri Başkanının katılımıyla gerçekleştirildi. Buna tepki gösterenlere Diyanet İşleri Başkanı da, büyük bir pişkinlikle “İnanç siyasete, adalete, yargıya yansımasın istiyorlar” şeklinde cevap verdi. Sen Laiklik nedir biliyor musun? Senin işgal ettiğin makam ve kurum Laikliği güvence altına almak için kuruldu bilmiyor musun? Hala o koltukta nasıl ve ne yüzle oturuyorsun? Bakın biz dine, inançlara, duaya karşı değiliz. Din de bizim, dua da bizim. Bizim karşı olduğumuz dini siyasete alet eden din bezirganları, siyaset bezirganları, siyasi zübüklerdir. Onlara izin vermeyeceğiz.

TRT, İZMİR MARŞINI SANSÜRLER, TERÖR LİDERİNİN MEKTUBUNU OKUTUR. BUNDAN SİYASİ İRADE SORUMLUDUR.

Bir süredir Olimpiyatlarda sporcularımızın ve kadın voleybol takımımızın başarılarıyla gururlanıyoruz. Geçtiğimiz hafta Filenin Sultanları Polonya’yı yenerek yarı finale çıkmanın mutluluğuyla, büyük bir coşkuyla, büyük bir heyecanla İzmir marşını söylüyorlar. Devletin kanalı, devletin televizyonu “İzmir marşına, Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa” çığlıklarına sansür uyguluyor. Aynı TRT işlerine geldiğinde hain PKK terör örgütünün yöneticilerini ekrana çıkarıyor, terörist başının mektubunu televizyon ekranlarında yayınlıyor. Ata’mıza yapılan bu büyük saygısızlıktan, o kurumun başındaki kişi kadar, onu hala orada oturtan siyasi irade de sorumludur.

KILIÇDAROĞLU’NUN LİDERLİĞİNDE HALKIN İKTİDARINI KURACAĞIZ

Ben son olarak şunu ifade etmek istiyorum. İzmirliler ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucu kadroları, Kurtuluş Savaşını başlatan ve bitirenler olarak, başladıkları işi asla yarım bırakmamışlardır. O yüzden Millet açlıktan ve işsizlikten kırılırken, 3’er 5’er maaş alan, milletin rızkını yandaşlara dağıtan, yangın söndürme uçağımız olmadığı için ormanlarımız yanarken kendilerine özel uçak filosu kuran, anayasayı yok sayan, Mustafa Kemal Atatürk’e sansür uygulayan bu iktidara son verip; Genel Başkanımız Sn. Kemal KILIÇDAROĞLU’nun önderliğinde halkın iktidarını, milletin iktidarını kuracağız. Cumhuriyetin 2. Yüzyılında Cumhuriyeti Demokrasiyle taçlandıracağız. Ben, İzmir’imizin kurtuluşunun 99. ve Türkiye’nin Birleştirici gücü Cumhuriyet Halk Partimizin 98. Kuruluş yıldönümünü kutluyorum. Doğum günün kutlu olsun İzmir, doğum günün kutlu olsun Cumhuriyet Halk Partisi.   

SEVDA ERDAN KILIÇ: ÇOK UZUN SÜRELERDİR 9 EYLÜLLERDE BU MEYDANDAYIZ

Kutlama törenine katılan Milletvekilleri adına konuşan CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç ise yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi:

Cumhuriyet Halk Partisi demek aslında hepimiz için bir aile demek. Ben de bu ailenin bu ferdi olmaktan onur duyuyorum, diğer arkadaşlarım da öyle. Sizlerle çok uzun sürelerdir 9 Eylüllerde bu meydandayız. Baktığımda hep benzer simalar görüyoruz. Farklı farklı görevler aldık ve devam ediyoruz. Belki de en önemlisi bu ailenin bir ferdi olmak. Yoksa diğer bütün görevler gerçekten geçici. Ben inanıyorum ki, bugün aynı zamanda İzmir’in de kurtuluş yıl dönümü İzmir’in kurtuluş yıldönümünün yüzüncü yıl dönümünde bu büyük aile hep beraber Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun önderliğinde ve Millet İttifakı’yla birlikte; halkı iktidarını bu aile fertleri el ele olduğumuzda hep beraber kuracağımıza çok inanıyorum. Ben biliyorum gece gündüz çalışıyor CHP fertleri, o yüzden yolunuz açık olsun.

MUSTAFA ÖZUSLU: ÇİFTE BAYRAM YAŞIYORUZ

İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’in İzmir2de gerçekleştirilen yoğun programlar sebebiyle katılamadığı törende Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa Özuslu yer aldı. Özuslu yaptığı konuşmada, "Bugün iki bayramı birlikte kutluyoruz. Bu tabi ki hepimize çok büyük mutluluk ve kıvanç vesilesi oluyor. Ne mutlu ki bu iki bayramı bir arada kutlamak onurunu yaşıyor ve hep beraber bütün İzmir’e, Türkiye’ye, Dünya’ya bu mesajımızı iletiyoruz.  Ne büyük ön görülü bir siyaset adamıdır ki Atatürk, ‘Benim naçiz vücudum bir gün toprak olacaktır ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar olacaktır’ diyerek kendisinin fani, kalıcı olanın Türkiye Cumhuriyeti olduğunu ta o zaman ifade etmiştir. İşte çifte bayramla kutladığımız ve onun övündüğü iki tane eserinden bir tanesi cumhuriyetse diğeri de burada her birinizin neferi olmaktan onur duyduğunuz Cumhuriyet Halk Partisi’dir, partimizdir. Bugün CHP’li neferlerin ortaya koyduğu gibi Mustafa Kemal Atatürk’ten aldıkları mirası geleceğe taşıyarak o AKP zulmünü de bugün ülkemiz başına geçirilmeye çalışılan o karanlık cübbeyi de elbiseyi de yırtacaktır. Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde çok yakın bir gelecekte Türkiye Cumhuriyeti’ni demokratik, kamucu, halkçı bir şekilde yeniden kuracak ve inşa edecektir” ifadelerine yer verdi.

.......................................

 


CHPnet

SİTELERİ